Archive for Mart, 2015


AFFET ALLAH’IM !!
Image and video hosting by TinyPic

Allah’ım!
Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.
Nefes alan her canlının zikr ettiği Sensin.
Akıl emanet ettiğin her varlığın aklettiği Sen,
Duyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.
Kadrü kıymet bilenlerin şükrettiği Sen,
Varlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin.

Allah’ım!
Biz kulunuz,Sen Allah’sın.
Biz isteyeniz,Sen verensin.
Biz susayanız,Sen suvaransın.
Biz muhtacız,Sen ihtiyaç giderensin.
Biz kendine yetmeyen,Sen her şeye yetensin.
Biz Bizi bilmeyeniz,Sen Bizi Bizden iyi bilensin.
Biz Bizde olmayan,Sen şahdamarımızdan yakın olansın.
Kul kulca ister,Sen Allah’ça verensin.
Halimiz arzuhalimizdir,duruşumuz duamız.
Sensizsek neyimiz var,Seninleysek ne gam?

Allah’ım!
İmanı olanın imkanı tükenmez.
İmandan ve Kur’an’dan ayrıma!
Kur’an’dan mahrum olana ışık erişmez.
Kitaba uyanlardan kıl,kitabına uyduranlardan kılma!
Kur’an’ı bizden razı,bizi Kur’an’dan razı kıl!
Hesap Günü’nde Kur’anı şahit kıl,şekvacı kılma!
Kur’an’ı bize aç.bize Kur’an’ı aç!
Susuz yüreklere vahyi ellerimizle saç!

İnsanlık zaman çöllerinde bu suya muhtaç YaRabi!!

Allah’ım!
Sorunlarımızın elinde imanımızı kar gibi eritme!
İmanımızın elinde sorunlarımızı kar gibi erit.
Bizi dünyalıklarımızın altında at etme.
Dünyalıklarımızı altınmızda Burak et!

Sahip olduklarımızın bize sahip olmasına izin verme!
Aklımızı ak,aşkımızı ak,yüzümüzü ak eyle!
İmtahan potasında bizi cevher et,bizi cüruf etme!
Bize götüreceğimiz yükü yüklet!
Götüremeyeceğimizi yükletme!
Kahrından lütfuna sığınırız Allah’ım’
Celalinden cemaline sığınırız Allah’ım!
Senden Sana sığınırız Allha’ım!
Yalnız sana sığınırız Allah’ım!

Allah’ım!
Bizi Allah’la aldatanlardan etme!
Allah’la aldatanlara aldananlardan etme!
Şeytanın eylemlerimizi süslemesine izin verme!
Şeytanın süslediği eylemlerimize izin verme!
Bize Hz. Adem’in tevbesini,Hz. Nuh’un direncini ver!
Hz. İbrahim’in imanını,Hz. İsmail’in teslimiyetini ver!
Hz. Yakub’un dirayetini,Hz. Yusuf’un iffetini ver!
Hz. Mûsa’nın celadetini,Hz. Harun’un sadakatini ver!
Hz. Davud’un sadasını,Hz. Süleyman’ın gayretini ver!
Hz. Eyyub’un sabrını,Hz. Lokman’ın hikmetini ver!
Hz. Zekeriyya’nın hizmetini,Hz. Yahya’nın şahadetini ver!
Hz. Meryem’in adanmışlığını,Hz. İsa’nın safiyetini ver!
Ve Hz. Muhammed’in (s.a.v) muhabbetini ver YA RAB!

                   Image and video hosting by TinyPic

Reklamlar

TEFEKKÜRÜN ÖNEMİ

Image and video hosting by TinyPic

Abdullah b. Abbas radıyallâhu anh‘den rivayet edilmiş. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

Elbataru fid-dîni kılletüt-tefekküri vel-ibâdetü kılletüt-ta’mi ev kılletüt-tu’mi. ”Dinde batar, az düşünmektir; ibadet-iyi kulluk etmek de, az yemektir.”

Batar; kibirlenmek demek. Yani karşısına hak söz, hak iş, doğru laf, hakikat geldiği zaman nefsinden, kibirinden, onurundan onu kabul etmemek manasına geliyor. Bir de, fazla şımarmak manasına geliyor.

Elbataru fid-dîn. Dindeki batar, yani hakkı kabul etmemek, burnu havada olmak; kılletüt-tefekkür az düşünmekten olur, tefekkürün azlığından neş’et eder.

Biliyorsunuz, dinimiz en mühim ve en sevaplı işin tefekkür olduğunu bildiriyor. Bu sözü üniversitelerin, mekteplerin kapısına yazmalıyız… Dersanelere, evimize, odamıza yazmalıyız. Çalıştığımız, kitap okuduğumuz masamızın üstüne yazmalıyız.

Lâ ibâdete ket-tefekkür. ”İbadetlerin içinde düşünmek kadar sevaplı ibadet arasan, bulunmaz.” Sevap bakımından ibadetlerin en büyüğü tefekkürdür.

Tefekkürü sâatün hayrun min ibâdeti senetin. ”Bazan bir saatlik tefekkür, bir senelik ibadetin sevabını kazandırır insana…” Bazan altmış yıllık ibadetin sevabını kazandırır. İyi şeyler düşünürse, çok iyi şey düşünürse, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun şey düşünürse, çok güzel sevaplar kazanır.

Tefekkür ibadettir. Hatta tefekküre fırsat tanıdığı için, sükût da ibadettir. Neden?

Sükût ettiği, gevezelenmediği, boş konuşmadığı, işe yaramaz laflar söylemediği zaman, o boşlukta insan düşünme fırsatı buluyor. Düşünme fırsatı bulduğu için, sükût da ibadettir.

Halvet, tenhalık; uzlet, yalnızlık; i’tikâf, bir kenara çekilmek; uzlet-i enâm, insanlardan uzaklaşmak, hep tefekkürün şartlarını, ortamını hazırlamak içindir. Tefekkür çok sevaplı olduğundan, uzlet de sevaptır. İnsanlarla istiğnas, fazla düşüp kalkıp boş vakit geçirmemek, tenhaya çekilmeyi sevmek, kitap okumayı sevmek, bu da tefekkürü sağlıyor.

“Arkadaşımdan ayrılamıyorum, arkadaşsız yapamıyorum, tek başıma duramıyorum…”

Tek başına duramazsan, arkadaşla oyalanırsın, vakit boşa gider. Biraz da şöyle bir uzleti, yalnızlığı seveceksin. O yalnızlıkta çünkü tefekkür var, tefekkür de bereket ve sevap var.

İşte bu şey, dinde kibirlilik, hakkı kabul etmemek, tefekkürün azlığındandır. Din bize hitaben Allah tarafından gönderilmiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize haberci olarak gelmiş. Kur’ân-ı Kerîm bize Allah’ın kitabı olarak inmiş. Bütün bu kadar güzel, insanı ebedî saadete erdirecek, cennete sokacak şeylerin hepsi olmuş ama, karşıdaki adam düşünmüyor ki, anlamıyor ki… İyiliği anlamıyor, lütfu anlamıyor, rahmeti anlamıyor. Kendisine karşı bunların yapılmasının, ne kadar büyük bir ilâhî lütuf olduğunun farkında değil.

Düşünmüyor. Düşünmeyince, kafasını çalıştırmayınca, bu tarafa yormayınca; artık dinde kibirlenmiş oluyor, kibirli kişi olmuş oluyor, batar dediğimiz zümreye girmiş oluyor. Böyle insanlara da sonunda helâk gelir, gazab-ı ilâhî gelir, ceza gelir. Çünkü uyarılardan uyanmıyor, lütufları anlamıyor, yapması gereken işi yapmıyor.

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

ALLAH’IM!

BAŞLAYACAĞIM BU YENİ GÜN İÇİN SENDEN HAYIRLAR DİLİYORUM VE BUGÜNÜN İÇİNDEKİ ŞERLERDEN SANA SIĞINIYORUM,

GÜNAH İŞLEMEKTEN, BİR KULUNA HAKSIZLIK ETMEKTEN, BİRİSİNDEN ZULÜM GÖRMEKTEN SANA SIĞINIRIM, KORKAKLIKTAN TEMBELLİKTEN, ACİZLİKTEN, CİMRİLİKTEN, HASTALIKTAN, BUNAKLIKTAN, ŞİRKTEN, KABİR AZABINDAN VE DİĞER DÜNYEVİ,
UHREVİ KÖTÜ HAL VE AKİBETLERDEN SANA SIĞINIRIM.

ALLAH’IM!

BUGÜN YAPACAĞIM BÜTÜN İŞLERİN İBADET OLMASINI NASİP ET.

ALLAH’IM!

BENİ SEVDİĞİN KULLAR ARASINA KAT, BENİ ÇOK SABREDEN, ÇOK ŞÜKREDEN KULLARINDAN EYLE,
SENİ ÇOK ÇOK ANAYIM (ZİKREDEYİM) ÖMRÜM SEVDİĞİN, RAZI OLACAĞIN İŞLERLE (AMELLERLE) GEÇSİN.
BANA İLİM VE TAKVA SAHİBİ OLMAYI NASİP ET.

ALLAH’IM !

CÜMLE ÜMMET-İ MUHAMMEDİN EŞİMİN ÇOCUKLARIMIN VE BENİM DE AMELİMİZİ SALİH, SIHHAT VE AFİYETLERİMİZİ DE DAİM EYLE. AMİNN

             Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
 

Gelişini haber verdi Nebîler,

Son dönemde gelir Ahmed dediler,

Melekler yoluna güller serdiler,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Image and video hosting by TinyPic

Nûr-ı çeşmin gönüllerde zevk sefa.

İsrafil ninniler söyledi cana,

Çocuklukta özlem duydun babana,

Anam babam feda olsunlar sana,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Image and video hosting by TinyPic

Ruhu nakşın gönüllere pür şifa.

Gençliğinde cesur, mert bir civandın,

Doğruluğa ta yürekten inandın,

Muhammedü’l-emin unvanı aldın,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Image and video hosting by TinyPic

Cemâlin benzerdi hüsn-ü Yusuf’a.

Ceddin İbrahim’in Hanif dininde,

Bazen tüccar oldun Kenan ilinde,

Yalan yanlış yoktu senin dilinde,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Image and video hosting by TinyPic

Meleklerde olmaz sendeki vefa.

Mirâcına şahit oldu âlemler,

Sevenler müjdeli haberi bekler,

Firâkından yandı bütün felekler,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Image and video hosting by TinyPic

Gelmek istiyorum senin tarafa.

Ağzında dualar, gözlerin yaşlı,

Çocukla çocuktun, yaşlıyla yaşlı,

Oldukça vakurdun, hep ağır başlı,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Şöhretin yazıldı nurlu Mushaf’a.

Image and video hosting by TinyPic
Konuşurken sesin gayet sakindi,

Bakışın kararlı, gözler emindi,

Firdevs dedikleri Cennet tenindi,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Allah remzeyledi mim-i hurûfa.

Image and video hosting by TinyPic

Tenin gül kokardı, nefesin reyhan,

Dünyada sultandın, ukbada sultan,

Seni görmek ister bu fakir her an

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Şefâatin göster koyma A’râfa.

Image and video hosting by TinyPic

Ahlâkın Kuran’dı âdabın Furkân,

Ashâbın ışıktı, Ehl-i beyt nurdan,

Resul ayrılamaz çâr-ı yarından,

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Ehl-i Beyte canlar feda bin defa!

Image and video hosting by TinyPic

Şah Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin,

Sevdam Zeynep ile Zeynel Abidin,

Sensin kıblem, sensin Kevser, sensin din!

Selam sana ya Muhammed Mustafa,

Her zerrene canlar feda bin defa.

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
Analık nedir Annem?” derdim de anacığıma; “Ben ol da bil” derdi Mevlânaca.. Ben ol da bil! “Sen” oldum annem bak!.. “Sen” oldum ve bildim neymiş bu işin yürekcesi..

Hani “Köpekler bile “ana” olmasın” derdin ya hep, o ızdıraplı yüreğinle, o engin şefkatinle.. Anlamazdık o zaman biz zamâneler..

“Zor kızım, çok zor analık” derdin ardından derin bir iç çekişle..

Zormuş anam.. Ana olmak “Hiç” ken “Hep” olmakmış meğer..Çoğalmakmış durmadan.. Dünyaya meydan okumak, mazi ve istikbâli sırtlamak, pervâsız      bir gözü karalıkmış.. Zormuş Annem..Olduk, gördük, bildik bak.. Ana olmak meğer; Kor ateşlerde üşümesi, kara kışlarda buz kesmesiymiş yüreğin.. Hep; “Ben!” derken, Artık; “O”, “İllâ O!” demesiymiş.. Hiç varmayacağı kapıları çalması, hiç ederek ömrünü, adanmasıymış.. Hiç kızmaması yüreğin,           almayı hiç düşünmeden hep vermesiymiş.. Hep sarıp-sarmalaması, hiç hesap sormadan, hep dost hep yâr olmasıymış.. Zormuş Anam.. Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık.. Olduk, gördük, bildik bak.. Gözlemleyin kadınları; Değişirler hep “Anne” olunca.. Bir metamorfoz belki analık; Tırtılken kelebek olmak Artık gözleri, elleri-ayakları, akıl ve yüreği tüm âzâları ve dahî hayalleri, tüm vakitleri ve hayata dâir hesapları O’na ait değildir..

Karşılıksız-hesapsız ve de gönüllü olarak bağışlar yavrusuna tüm varlığını Anne.. Ve dikkat edin, her kadın bir başka güzelleşir “Anne” olunca.. Ezelden biçilen bir kostüm gibi, “Analık” yakışır her kadına.. O, artık “Anne gibi” güler, “Anne gibi” bakar, “Anne gibi”kokar.. Ve hayatta hiç kimse ne “Anne gibi” kokar ne “Anne gibi” bakar ne de onun gibi yanar.. Ve böylelikle tüm anneler, Yaratan’dan kokular, esintiler taşırlar dünyamıza.. Her Anne Yaratıcı’ya âyinedir.. En çok Hâlıq ve Vedud ismi yansır onlarda.. Ve hayat boyu, binbir esmâyı seyrederiz o kocaman yüreklerde.. İşte bu yüzden, kaç yaşında olursak olalım, bizler için hep, Hiç eskimeyen bir ihtiram, çoşkun bir muhabbet, hep meylettiren bir çekim alanıdırlar.. İşte bu tutkunluk, hesapsız adanışlarının karşılığıdır onlara, Yaradan’dan.. Ve bir gün bizden gittiklerinde..İçimizin bir yanı, ömür boyu hep titreşir onlar için.. Hiç sönmeyen bir yangın, zaman zaman yakar alevlenir, asla dolmaz boşlukları.. Alıp gitmişlerdir çünkü canlarımızın bir parçasını..

Öyledir, her Anne giderken, yüreğini emanet bırakır yavrusuna ve bir parça yavrusundan alır da öyle gider çünkü.. Ve bu yürek aktarımı, annenin sesi, nefesi, gözleri, sözleri ve o kocaman yüreği, ezelî bir miras gibi devredilir nesilden nesile.. İşte dünyayı îmar eden, ayakta tutan bu Ana Yürekleridir! Nasıl emânetse yavrular annelerine bir vakit, Öylece emânettir her anne de yavrusuna.. “Of!” bile demeden, sakın ha incitmeden, Sahip çıksın herkes emânetlerine aman! Yavrularına iki dünya bağışlayan ANAlara ve cennetlerini kazanan canlara müjdeler olsun

Ak saçlı, ak yürekli Anacığıma dua olsun bu yazı.. Ruhuna Fatiha


Hayatta hep gülmeyi seçtim ben.
İçten,yürekten gülmeyi sevdim herkese.
Bir gülümsemeyle sevgiler büyürdü içimde.
İnsanlara sevgimi o kadar çok yansıtmalıydım ki;
beni tanımalarına yardımcı olabilmek adına
öylesine sevgimi yaşattım ki;
şimdi onlara her bakışımda sanki kendimi görüyormuş
gibi olmayı seçmişim meğerse…
Kalplerine yüreğimdeki o saf ve yaşanılası sevgiden
avuçlar dolusu uzattım.
Belki hemen almak istediler belki tereddüt ettiler,
belki de hiç umursamadılar avucumdakileri.
Umursamayanlar kim bilir belki de korktular?…
Onlar avuçlarımda uzattığıma sadece baktılar çünkü.
Bazen sadece bakmak yetmiyor,görmek gerekiyor.
Bakmayı bilen gözler görmesini de bilir oysa.
Onlar göremiyorlar mı??…
Avuçlarımda uzattığım kalbimdi,sonsuz sevgimdi oysa.
Sevgimden yudum yudum almayı seçenler,
beni tanıyorlar mıydı yoksa?..
Yoksa hiç tanımadan gördüler mi bendeki beni?
Onlar bakmayı istemediler.
Görmeyi bildiler.
Çünkü bunu istediler.
Sevgi onun sayesinde kalplerimize aşınmış
en güzel duygu iken yaşatmasını ve yaşamasını istemeyen
yüreklere ve gözlere inat onlar kalplerindekini,
avuçlarda da olsa onlara uzatılan sevgi ırmağını seçtiler.
Her yudumda biraz daha onu yaşamak isteyenler
oldu aslında.
Kendimden öylesine fışkırıyordu ki bu sevgi
suyu;avuçlarım yetmedi yüreğime.
Doldu…Taştı…
Bir yerlerden sesler geliyordu kulaklarıma,”Akıt sevgini…
Herkes yaşasın!
Sende onu yaşatmak isteyenler ve yaşatanlar gibi
herkese ikram et sevginden.
Yaşandıkça çoğalsın!
Hatta taşsın!
Yeter ki ziyan olmasın!
Değeri bilinsin!
Çünkü sevgin O’ndandır.
Kaynağın Oradandır!
Rızası için sev,rızası için sevil!
Akıt sevgini…
”Kulaklarımda uğuldayan bu sesler,
kalbimden gelenlerdi.
Öylesine sevmeyi ve sevilmeyi bekliyordu ki kalbim,
sığmıyordu hiçbir yere.
Şimdi doğduğumdan bu yana yaptığım gibi
yine devam ediyorum sevgimi arttırmaya.
Nasıl ki kendi rızkından bir fakiri her doyuruşunda
daha da çoğalıyorsa nimetlerin,
sana verilenler,benim ki de öyle bir durum işte.
İkram edildikçe çoğalan,taşan,yerinde duramayan…
Hayat küçücük ellerde sunulmuş bir yudum su gibidir
benim görüşümle.
Onu almasını ve bir yudumu,yudum yudum içmesini
bilenler;sevgiyi yaşamayı ve yaşatmayı
isteyenlerdir kalplerinde.
Hayatı avuçlarda sunulan sevgi ırmakları ile
yudumlayabilmek,
ona biraz daha yakın kalabilmek,
rızasıyla yaşayabilmek,
sevgisini layığıyla herkese sunabilmek,
benim deyişimle“ikram edebilmek”,
ikram ettiğimiz sürece çoğalabilmesini başarabilmek
duasıyla….