PEYGAMBERİMİZİ ( S.A.V ) NEDEN SEVİYORUZ ?

 Âlemlerin sultanı, efendisi, hakikat rehberi, el emin müminlerin emiri…

Güvenilir, hakkı batıldan ayıran özelliği insanlar arasında hakem yılmadı.

İslam davasını anlatan yaşayan “oku rabbin için” denildiğinde okuyan

 ondan mucizeler istenildiğinde şakkül kamer ayın ikiye bölünmesi

O doğarken İran’ın Kisra Saraylarının yıkılması insanlar sevdi, sahabe sevdi,

biz de seviyoruz. Neden mi? Kuran’ı Kerim de anlatılan kıssalar onu melekler sevdi

 taş sevdi diken sevdi dağlar mağara arkadaşları sevdi. Onun yolunda ne cefalar çekildi:

bunu tüm dünyaya anlatacağız. Onu anlamak Onu yaşamak apayrı bir duygudur.

Onun bizim gibi eli, ayağı, gözü, kulağı, ağzı, dili, vardı: bütün insanlar gibi

anneden babadan doğmuş kundağa sarılmış, bebek doğmuş, bazen ağlamış bazen

oynamış zıplamıştı. Vel hâsıl Allah (cc) tarafından ona üstün meziyetler verilmiştir.

 Fizyolojik olarak mükemmel doğmuştur: fahri kâinat efendimiz: ailesi akrabası

çevresi arkadaşları milleti vardı. Konuşur tebessüm eder doğruluğu dürüstlüğü

 adaletli olmayı severdi sevdiği ile sevmediği şeyler olurdu yemek yer, su içer,

istirahat eder, çarşıya çıkıp ihtiyaçlarını temin ederdi. Yol gösterici örnek insan

 bir rehber doğruya iletici bir önderdi. İlahi nizamın son hak savunucusu tebliğcisiydi.

 Allah (cc) sevmiş bu sevgi uğruna âlemleri yaratmış peygamberlik vazifesini ona vermiş.

Çeşitli vesilelerle insanlar arasında itibarını artırmıştır. Gençliğinde El-Emin oluşu

 kendisine verilen emaneti tüm anlamıyla koruması Kâbe onarıldığı anda;

hadis-i şerifte Hacerül Esved Allah’u Teala tarafından yollanacak herkesin

 davet ettiği yere gitmeyip devenin oturduğu yerde ilk cami yapılacak

akıllara apayrı bir güzellik katacak büyük bir savaşı önlemiş çünkü ilahi dava omuzlarına

bindiği zaman yine hakem olacaktı. Ayeti kerimede “biz seni ancak âlemlere bir rahmet

olarak gönderdik” aynı şekilde ümmiydi. Doğruyu doğru zamanda doğru bilgilere

doğru şekilde anlatırdı. Kendisine soru sorulduğu zaman teker teker anlatırdı.

Cesur bir asker dirayetli bir komutan idi. Hak ile batılın mücadelesi sözden öte geçip

silaha dönüştüğünde galibin belirlenebilmesi için silahlar konuştuğunda

 zırhını giyer kılıcını kuşanıp rabbinden yardım dileyerek ashabı ile birlikte

düşmana karşı savaşırdı hem cesur bir komutan olur hem de düşmana karşı birliğini

komuta ederdi. Ordunun zaafa düştüğü zamanlarda ümitsizliğe kapılmazdı

orduyla güzel istişare ederdi Ümmetim ümmetim dedi.

Yaşadı: ümmetim ümmetim dedi

İsrada: ümmetim ümmetim dedi

Huzuru ilahide: ümmetim ümmetim dedi.

Can boğazda son nefeste: ümmetim ümmetim dedi.

Lüvail hamd bayrağı elindeyken: ümmetim ümmetim dedi.

Mizan terazisinin başında: ümmetim ümmetim dedi

Makam-ı mahmudda ümmetim ümmetim dedi.

Kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünde: ümmetim ümmetim dedi.

Havza-i kevser başında: ümmetim ümmetim dedi

Bütün peygamberler ve insanlar nefsim nefsim diye feryat ederken.

Cennetin kapısında ( gir ya Muhammed ) (s.a.v )diye nida olunduğunda

gözleri yaşlı boynu bükük kalbi mahzun bir halde:

Ya Rabbi ;(ümmetim ümmetim diyecektir.)

Reklamlar